BUTLANCILARIN GÖVDE GÖSTERİSİ GÜÇSÜZLÜĞÜN FOTOĞRAFINA DÖNÜŞTÜ

BUTLANCILARIN GÖVDE GÖSTERİSİ GÜÇSÜZLÜĞÜN FOTOĞRAFINA DÖNÜŞTÜ

CHP'yi "arındırarak" seçim kazanacağını düşünen, mahkeme kararıyla göreve geldiğini savunan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Tekirdağ yapılanması, günler öncesinden duyurulan basın açıklamasıyla bir güç gösterisi yapmak istedi. Ancak ortaya çıkan tablo, beklenenin tam tersiydi.

Gazeteciler ve basın mensupları çıkarıldığında meydanda kalan kalabalığın 50-60 kişiyi ancak bulması, "gövde gösterisi" iddiasının daha ilk dakikada çöktüğünü gösterdi. Kalabalığın değil, boşluğun konuşulduğu bir organizasyon hafızalarda yer etti.

Daha dikkat çekici olan ise, Tekirdağ'ın 11 ilçesini temsil ettiği söylenen butlancı İl Başkanı Erdoğan Kaplan'ın, henüz mazbatasını almamış üç ilçe başkanıyla birlikte il ve ilçe yönetimlerini dahi oluşturamadan kameraların karşısına çıkmasıydı. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Kendi yönetim kadrolarını oluşturmakta zorlananlar, CHP'yi nasıl yöneteceklerini iddia ediyorlar?

Yetmiş iki kişiye ulaşan il yönetimi ve yedek kadrolarını oluşturmakta bile zorlanan bir anlayışın, Tekirdağ'da örgütü ayağa kaldıracağını söylemesi inandırıcılıktan uzak görünüyor.

Bir başka dikkat çeken nokta ise atamalardı. Daha sekiz-dokuz ay önce DEVA Partisi'nden CHP'ye katılan isimlerin ilçe başkanı olarak görevlendirilmesi, yıllarını CHP'ye vermiş partililer açısından haklı soruları beraberinde getirdi. Bu partide emek vermiş onca insan varken, gerçekten başka kimse bulunamadı mı? Yoksa parti, kendi kadrolarına güvenemez hâle mi geldi?

Canlı yayınlanan açıklamada önceki dönem İl Başkanı Levent Gündoğdu'nun butlancı yönetime verdiği destek de siyasi kulislerin gündemindeydi. "Hakkı olduğu" söylenen il başkanlığını neden Erdoğan Kaplan'a bıraktığı konuşulurken, Süleymanpaşa'nın önceki ilçe başkanı Ali Engin'in yerine neden Ozan Varan'ın tercih edildiği de cevap bekleyen sorular arasında yer aldı.

Daha da dikkat çekici olan ise, butlancı ekibe destek verdiği bilinen birçok Süleymanpaşalı siyasetçinin bu basın açıklamasında yer almamasıydı. Bu tablo, "Acaba kendi içlerinde de görüş ayrılıkları mı başladı?" sorusunu akıllara getirdi.

Toplantının en dikkat çekici eksiklerinden biri de belediye başkanlarıydı. Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın olduğu bilinen bazı isimler ile Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter dışında diğer belediye başkanlarının neden bu organizasyonda bulunmadığı da siyasi kulislerde en çok konuşulan başlıklardan biri oldu.

Basın toplantısının en zayıf anı ise yöneltilen sorular karşısında verilen cevaplardı.

Görevden alınan il ve ilçe başkanları hakkında yolsuzluk ya da usulsüzlük iddiası bulunmadığı hâlde, "O hâlde sizin burada bulunma gerekçeniz nedir?" sorusuna doğrudan cevap vermek yerine, konuyu belediyelere yönelik operasyonlara taşıyarak algı oluşturmaya çalışmaları, kendi tezlerini savunmakta ne kadar zorlandıklarını ortaya koydu.

Asıl dikkat çeken ise demokrasi anlayışlarıydı.

Soruların devam etmesini istemeyen yaklaşık on kişilik bir grubun, önceden planlanmış izlenimi veren sloganlar ve alkışlarla konuşmaları bastırmaya çalışması, cevap vermek yerine sesi yükseltmeyi tercih ettiklerini gösterdi. O an yaşananlar, fikirlerin değil sloganların öne çıkarıldığı bir siyasi anlayışın yansımasıydı.

Sonuç olarak, yapılmak istenen bir gövde gösterisi değil; örgütsel zafiyetin, hazırlıksızlığın ve siyasi savunmasızlığın kamuoyuna yansıdığı bir tablo ortaya çıktı. Güç, yüksek sesle slogan atmakla değil; sorulara ikna edici cevap verebilmekle, örgütü bir arada tutabilmekle ve toplumun güvenini kazanabilmekle ölçülür.

Tekirdağ'da yaşanan bu basın açıklaması ise geriye tek bir soruyu bıraktı:

Gerçekten CHP'yi yönetmeye talip olanlar mı vardı, yoksa sadece işgal ettikleri koltukları meşrulaştırmaya çalışanlar mı?

 

Yayınlanma Tarihi : 18/7/2026 01:16
Okunma Sayısı : 600
reklam 1