
Hande BEŞE
EGE VE AKDENİZ’DE İPLER KOPMA NOKTASINDA: ANKARA’DAN STRATEJİK HAMLE KAPIDA
Okunma Sayısı : 1054


Yunanistan ve Batı medyasında alarm çanları çalıyor. Bayram sonrasında TBMM’ye gelmesi beklenen yeni deniz yetki alanları yasa tasarısı, Ege ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri kökten değiştirmeye hazırlanıyor.
Ankara’nın kararlı duruşu karşısında Atina ittifak arayışlarını hızlandırırken, uzmanlar NATO içinde tarihi bir kırılma yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Doğu Akdeniz ve Ege dairesinde uzun süredir devam eden jeopolitik bilek güreşi, bayram sonrasında kritik bir eşiğe taşınmaya hazırlanıyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre Ankara, deniz yetki alanlarını uluslararası hukuka uygun olarak yeniden şekillendirecek radikal bir yasa tasarısını meclis gündemine getirmeye hazırlanıyor. Bu hamle, sadece Türk-Yunan ilişkilerini değil, Washington’dan Brüksel’e kadar tüm küresel ittifak hatlarını sarsacak bir potansiyele sahip.
İşte masadaki detaylar, askeri hareketlilikler ve küresel güç dengelerini değiştirebilecek o senaryolar:
Ankara’nın "Mil" Hamlesi ve Casus Belli Riski
Ankara’da bayram sonrasında yasalaşması beklenen yeni düzenlemenin özünü, Türkiye’nin karasularını Ege’de 6 mile, Akdeniz’de ise 12 mile çıkarma kararlılığı oluşturuyor. Birleşmiş Milletler normlarına dayandırılan bu stratejik adım, meclisteki mevcut aritmetik doğrultusunda rahatlıkla kabul edilebilecek bir pozisyonda. Ancak bu durum, Atina yönetimi tarafından yıllardır tek taraflı olarak ilan edilen "savaş sebebi" (casus belli) politikasını tetikleme riski barındırıyor. Yunanistan’ın adalar üzerindeki maksimalist iddiaları ve kıyı şeritlerini kapatma arzusu, Türkiye’nin bu kararlı adımıyla tamamen boşa çıkma noktasına geliyor.
Atina’da Panik ve Silah Yığınağı
Gelişmeler karşısında Yunanistan ana akım medyasında Türkiye korkusu en üst seviyeye çıkmış durumda. Son olarak Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın Türkiye sınırının hemen sıfır noktasında yaptığı ültimatom niteliğindeki açıklamalar, bölgedeki tansiyonun sahaya nasıl yansıdığını açıkça gösteriyor.
Ankara’nın bu hamlesine karşı Atina ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), diplomatik ve askeri ittifak arayışlarını adeta bir "kurtarıcı" gözüyle baktıkları İsrail ve Fransa eksenine kaydırdı. Bölgeden gelen istihbarat raporlarına göre;
Güney Kıbrıs ve Yunanistan ana karasına orta menzilli İsrail füzeleri yerleştirilmeye başlandı.
Fransız askeri unsurları ve son teknoloji savaş uçakları bölgeye konuşlandırıldı.
Dedeağaç’tan Girit’e kadar uzanan hat üzerindeki 11 Amerikan üssü ve İngiliz askeri varlığı teyakkuza geçirildi.
Batı’nın Stratejisi: Türkiye’yi "Yenileşmiş Bir İran" Yapma Çabası
Küresel ölçekte ise ABD ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik bakış açısında ciddi bir kayma yaşanıyor. Türkiye’nin özellikle savunma sanayiinde ulaştığı yerlilik ve teknolojik bağımsızlık oranı ile Orta Asya (Türk Devletleri Teşkilatı) ve Afrika’da kurduğu derin nüfuz alanları, Batı başkentlerinde büyük bir teyakkuza yol açmış durumda. Yunan ve İsrail medyasının öncülüğünde, Türkiye’nin bölgedeki meşru çıkarlarını "işgal planı" gibi gösterme ve Ankara’yı küresel kamuoyunda "yeni bir İran" olarak konumlandırarak izole etme stratejisi yürütülüyor.
Küresel Çatlak: TRÇ (Türkiye - Rusya - Çin) Opsiyonu
Avrupa Birliği Komisyonu’nun daha önce yaptığı "Türkiye’nin Rusya ve Çin etkisinden korunması gerektiği" yönündeki açıklamalar, aslında Batı’nın en büyük kabusunu itiraf ediyor. Ankara, Batı’dan gelebilecek olası ambargo, ekonomik baskı veya askeri tehditlere karşı tamamen korumasız değil. Aksine, Türkiye’nin elinde askeri ve stratejik bir alternatif olarak TRÇ (Türkiye - Rusya - Çin) ortaklığı masada duruyor.
Türkiye’nin askeri ve lojistik gücünü Rusya ve Çin’in küresel ağırlığıyla birleştireceği bir senaryo, Batı bloku ve NATO için adeta on şiddetinde bir jeopolitik deprem anlamına gelecektir. Kendi içinde çatırdama sinyalleri veren Avrupa ve güç kaybeden ABD, Doğu Akdeniz’de iki küçük aktör (Yunanistan ve GKRY) için böyle bir küresel felaketi göze alıp alamayacağı sorusuyla karşı karşıya.
Benim gördüğüm: "Barış Dönemi Askıda"
Sahadan ve diplomatik koridorlardan gelen tüm veriler, bayram sonrasının çok yüksek bir askeri gerilime gebe olduğunu gösteriyor. Ankara, olası bir Fransız veya Batı müdahalesine karşı "en sert karşılığın verilmesi" noktasında kesin bir kararlılığa sahip. Atina’nın arkasındaki güçlere güvenerek atacağı yanlış bir adım, Ege’de kaçınılmaz bir sıcak çatışmayı tetikleyebilir. Jeopolitik analistler, küresel sistemin bu yıl barışçıl bir limana ulaşmasının zor olduğunu ve tüm aktörlerin en sert senaryolara göre hazırlık yapması gerektiğini vurguluyor.









